Beraat Kararı ve Derhal Beraat Nedir?
Ceza yargılamasının sonunda verilebilecek kararlar arasında sanık bakımından en olumlu sonuç beraat kararıdır. Buna karşılık uygulamada beraat kararı; ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlarla sıklıkla karıştırılmakta, hangi hâllerde beraat verilmesi gerektiği ve bu kararın kişiye hangi hakları sağladığı çoğu zaman bilinmemektedir.
Bu rehberde beraat kararının hukuki niteliği, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda (CMK) sayılan beraat sebepleri, uygulamada “derhal beraat” olarak adlandırılan kural, beraat kararının doğurduğu sonuçlar ve beraat sonrasında başvurulabilecek hukuki yollar güncel mevzuat çerçevesinde açıklanmaktadır.
Beraat Kararı Nedir?
Beraat, sanığa yüklenen fiil bakımından cezalandırma koşullarının gerçekleşmediğinin mahkemece tespit edilmesi ve sanık hakkında herhangi bir cezaya hükmedilmemesidir. CMK m. 223 uyarınca beraat; ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararları ile birlikte “hüküm” niteliği taşır. Yani beraat, yargılamayı esastan sonuçlandıran bir karardır ve dosyayı usuli bir gerekçeyle kapatan kararlardan farklıdır.
Beraat kararının temelinde, Anayasa’nın 38. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesi bulunur. Bu ilke uyarınca suçluluğu bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz. Sanığın suçsuzluğunu ispat etme yükümlülüğü yoktur; suçun ispatı iddia makamına aittir. İspat faaliyeti mahkûmiyet için gereken kesinliğe ulaşmadığında sonuç beraat olur.
Halk arasında beraat için sıklıkla “aklanma” ifadesi kullanılsa da, kanunda yer alan teknik terim beraattir ve mahkeme kararlarında bu terimin kullanılması gerekir.
Beraat Kararı Hangi Hâllerde Verilir?
CMK m. 223/2’de beraat sebepleri beş bent hâlinde ve sınırlı biçimde sayılmıştır. Mahkeme, beraat kararını bu sebeplerden hangisine dayandırdığını hüküm fıkrasında açıkça göstermek zorundadır.
Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması
Bir davranışın ahlaken yanlış, ekonomik olarak zararlı ya da toplumsal açıdan hoş karşılanmıyor olması, o davranışın suç sayılması için yeterli değildir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği yalnızca kanunun açıkça suç saydığı fiiller cezalandırılabilir. Sanığa yüklenen fiil kanunda suç olarak düzenlenmemişse veya sonradan yapılan bir kanun değişikliğiyle suç olmaktan çıkarılmışsa, mahkeme beraat kararı verir.
Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması
Bu bent, dosyadaki delillerin sanığın fiili işlemediğini olumlu biçimde ortaya koyduğu hâlleri kapsar. Olay saatinde sanığın başka bir şehirde bulunduğunun güvenlik kamerası veya baz istasyonu kayıtlarıyla kanıtlanması ya da gerçek failin belirlenmesi bu duruma örnek gösterilebilir. Burada bir şüphe değil, bir tespit söz konusudur.
Failin kast veya taksirinin bulunmaması
Ceza sorumluluğu kural olarak kastın varlığına bağlıdır; taksirle işlenen fiiller ise yalnızca kanunda açıkça gösterilen hâllerde cezalandırılır. Sanığın hareketi ile ortaya çıkan netice arasında bağlantı kurulsa dahi olayda ne kast ne de cezalandırılabilir bir taksir varsa beraat kararı verilir. Öngörülemeyen ve önlenemeyen gelişmelerden doğan neticeler bu kapsamda değerlendirilir.
Olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması
Fiilin sanık tarafından işlendiği sabit olsa bile, olayda meşru savunma, hakkın kullanılması, ilgilinin rızası veya kanunun hükmünü yerine getirme gibi bir hukuka uygunluk nedeni varsa fiil hukuka aykırı sayılmaz ve beraat kararı verilir. Örneğin kendisine yönelen haksız bir saldırıyı sınırı aşmadan savan kişi bakımından sonuç beraattir.
Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması
Uygulamada en sık karşılaşılan beraat sebebidir ve halk arasında “delil yetersizliğinden beraat” olarak bilinir. Burada sanığın suçu işlemediği kanıtlanmış değildir; iddia makamının sunduğu deliller, mahkûmiyet için aranan “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı” ispat ölçütüne ulaşmamıştır. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği mahkeme bu durumda mahkûmiyet hükmü kuramaz ve beraat kararı vermek zorundadır.
Beraat Kararının Hangi Sebebe Dayandığı Neden Önemlidir?
Beraat kararlarının tamamı ceza hukuku bakımından aynı sonucu doğurur: sanık cezalandırılmaz, adli sicil kaydı oluşmaz ve aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanamaz. Ancak beraatin hangi sebebe dayandığı, kararın maddi olaya ilişkin tespitleri açısından farklılık taşır.
“Suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” gerekçesiyle verilen beraat, kişinin fiille ilgisinin bulunmadığını olumlu biçimde ortaya koyar. “Suçun işlendiğinin sabit olmaması” gerekçesi ise yalnızca ispat düzeyine ilişkin bir değerlendirmedir ve olayın nasıl gerçekleştiği konusunda kesin bir tespit içermez. İki karar arasındaki bu fark; kişinin itibarının korunması, aynı olaydan doğan hukuk davaları, idari soruşturmalar ve disiplin süreçleri bakımından pratik önem taşıyabilir.
Bu nedenle, dosyadaki deliller sanığın fiili işlemediğini açıkça ortaya koyduğu hâlde mahkemenin delil yetersizliğine dayalı beraat kararı vermesi durumunda, beraat eden sanığın yalnızca gerekçenin düzeltilmesi amacıyla dahi istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararı bulunduğu kabul edilmektedir.
Derhal Beraat Nedir?
Derhal beraat, CMK m. 223/9’da yer alan şu kurala dayanır: derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
Bu kural, ayrıca bir delil araştırması yapılmasına gerek bulunmayan, dosyanın mevcut hâlinden sanığın beraat etmesi gerektiği anlaşılan durumları ifade eder. Böyle bir hâlde mahkeme, yargılamayı sürdürmeden ya da başka bir usulî karar vermeden doğrudan beraat kararı verir.
Derhal beraat kuralının amacı sanığı korumaktır. Düşme, durma veya ceza verilmesine yer olmadığı kararları yargılamayı sona erdirse de sanığın suçsuz olduğunu ortaya koymaz; bu kararlar kişi üzerinde bir şüphe izlenimi bırakabilir. Oysa beraat, sanık bakımından en lehe sonuçtur. Kanun koyucu, beraat verilmesi mümkünken dosyanın usule ilişkin bir kararla kapatılmasını engellemiştir.
Uygulamada derhal beraatin en tipik örneği, yargılama devam ederken yapılan bir kanun değişikliğiyle fiilin suç olmaktan çıkarılmasıdır. Bu durumda dosyada zamanaşımı gibi bir düşme sebebi bulunsa dahi mahkeme düşme kararı veremez; beraat kararı vermek zorundadır.
Derhal Beraat Kuralının Uygulandığı Başlıca Hâller
Zamanaşımı, af ve uzlaştırma gibi düşme sebepleriyle çakışma
Dava zamanaşımının dolması, genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme ve uzlaştırmanın gerçekleşmesi gibi hâller kural olarak davanın düşmesi sonucunu doğurur. Ancak dosyada beraat verilmesini gerektiren bir durum açıkça mevcutsa, düşme sebebi gerçekleşmiş olsa bile mahkeme beraat kararı vermelidir. Örneğin yargılama sırasında zamanaşımı dolmuş, buna karşılık sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı anlaşılmışsa sonuç düşme değil beraattir.
Sanığın ölümü
Sanığın ölümü hâlinde kural olarak davanın düşmesine karar verilir. Bununla birlikte dosyanın mevcut durumu beraat kararı verilmesini gerektiriyorsa, derhal beraat kuralı burada da uygulanır. Bu yaklaşım, hakkında bir daha savunma yapma imkânı bulunmayan kişinin ve ailesinin itibarının korunması bakımından önem taşır.
Durma kararı verilmesini gerektiren hâller
Soruşturma veya kovuşturmanın yapılması bir şarta bağlanmışsa ve bu şart henüz gerçekleşmemişse mahkeme, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verir. Bekletici sorun oluşturan hâllerde de yargılamaya ara verilir. Ancak dosyada beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum varsa, şartın gerçekleşmesi beklenmeksizin doğrudan beraat kararı verilmesi gerekir.
Delil yetersizliği derhal beraat sayılır mı?
Bu nokta uygulamada tartışmalıdır. Bir görüşe göre, delillerin mahkûmiyete yeterli olup olmadığının belirlenmesi bir değerlendirme faaliyeti gerektirdiğinden delil yetersizliği “derhal” beraat hâli sayılmaz; dolayısıyla zamanaşımı dolduğunda düşme kararı verilmelidir. Diğer görüşe göre ise, dosyadaki delillerin mahkûmiyet için yetersiz olduğu ek bir araştırmaya gerek duyulmaksızın anlaşılıyorsa sanık lehine beraat kararı verilmelidir. Yargı kararlarında her iki yönde uygulamaya rastlanmakta olup, somut dosyanın delil durumu belirleyici olmaktadır.
Beraat ile Karıştırılan Kararlar
Ceza verilmesine yer olmadığı kararı
CMK m. 223/3 ve 223/4’te düzenlenen bu kararda, fiilin suç oluşturduğu ve sanık tarafından işlendiği kabul edilir. Ancak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, geçici nedenler, cebir veya tehdit ya da zorunluluk hâli gibi kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep bulunması; yahut etkin pişmanlık, şahsi cezasızlık sebebi veya karşılıklı hakaret gibi bir sebebin varlığı hâlinde ceza verilmez. Bu karar beraat değildir ve koşulları varsa güvenlik tedbirine hükmedilmesi mümkündür.
Davanın düşmesi
Sanığın ölümü, af, dava zamanaşımının dolması, şikâyetten vazgeçme veya uzlaştırmanın gerçekleşmesi gibi hâllerde davanın düşmesine karar verilir. Düşme kararı sanığın suçlu ya da suçsuz olduğu yönünde bir tespit içermez; yalnızca yargılamanın sürdürülemeyeceğini ortaya koyar.
Davanın reddi
Aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında daha önce verilmiş bir hüküm ya da açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir. Bu, aynı fiilden iki kez yargılanmama ilkesinin bir sonucudur.
Durma kararı
Kovuşturma şartının henüz gerçekleşmediği hâllerde, şartın gerçekleşmesini beklemek üzere verilen geçici nitelikte bir karardır. Durma kararı ile dava sona ermez; şart gerçekleştiğinde yargılamaya kaldığı yerden devam edilir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)
HAGB, beraatten tamamen farklı bir kurumdur. Bu kararda mahkeme önce suçun sabit olduğunu tespit eder ve cezayı belirler; ardından hükmün açıklanmasını geri bırakır. Sanık bir denetim süresine tabi tutulur ve bu süre içinde kasten yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklere uyarsa dava düşer.
HAGB’ye ilişkin düzenleme son yıllarda önemli değişiklikler geçirmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının ardından kurum iki kez yeniden düzenlenmiş; en son 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile CMK m. 231’in ilgili fıkraları baştan yazılmıştır. Güncel düzenlemeye göre HAGB, iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezalarında uygulanabilmekte; denetim süresi beş yıl olarak öngörülmekte; mağdurun veya kamunun uğradığı zararın denetim süresi içinde taksitle giderilmesine imkân tanınmakta ve karara karşı istinaf yolu açık bulunmaktadır. Ayrıca işkence, eziyet ve kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği kötü muamele suçlarında HAGB kararı verilemez. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “HAGB tamamen kaldırıldı” bilgisi güncel değildir.
Bununla birlikte HAGB’nin beraat kararının önüne geçmesi mümkün değildir. Beraat verilmesi gereken bir dosyada mahkûmiyet hükmü kurularak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır.
Beraat Kararının Sonuçları
Tutukluluk ve adli kontrol sona erer
Beraat kararı verilmesiyle birlikte sanık tutukluysa derhâl salıverilir; adli kontrol, imza yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirler de kaldırılır. Bu sonucun doğması için kararın kesinleşmesi beklenmez.
Adli sicil kaydı oluşmaz
Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedilir. Beraat kararı adli sicil kaydında, yani halk arasındaki adıyla sabıka kaydında yer almaz. Buna karşılık soruşturma ve kovuşturmaya ilişkin kayıtlar adli makamların kendi sistemlerinde tutulmaya devam eder; ancak bu kayıtlar adli sicil kaydı niteliğinde değildir ve kişiye verilen adli sicil belgesinde görünmez.
El konulan eşya iade edilir
Soruşturma veya kovuşturma sırasında el konulan telefon, bilgisayar, araç ya da para gibi eşyanın delil olarak saklanmasını gerektiren bir durum kalmadığında sahibine iadesine karar verilir. Beraat hâlinde kural olarak müsadere kararı verilmesi de mümkün değildir. İade kararının hüküm fıkrasında yer alması, sonraki aşamada yaşanabilecek gecikmeleri önler.
Yargılama giderleri ve avukatlık ücreti
Hakkında beraat kararı verilen kişi, yalnızca kendi kusurundan kaynaklanan giderleri ödemekle yükümlüdür; yargılamanın yürütülmesi için yapılan diğer giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Kişinin daha önce ödemek zorunda kaldığı giderler de kendisine iade edilir.
Sanık kendisini bir avukatla temsil ettirmişse, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Hazine aleyhine maktu bir avukatlık ücretine hükmedilir. Tarife her yıl yeniden belirlendiğinden ücretin miktarı kararın verildiği yıla ve mahkemenin türüne göre değişir. Bu ücret sanığa değil vekiline ödenir ve karar kesinleştikten sonra ilgili Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla talep edilir.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
Yargılama süresince gözaltına alınan veya tutuklanan kişi, beraat etmesi hâlinde uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini Devletten isteyebilir. Bu hak CMK m. 141 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir ve uygulamada çoğu zaman “beraat tazminatı” olarak anılır.
Başvuru yolu bakımından 2024 yılında önemli bir değişiklik yapılmıştır. Kanuna uygun biçimde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra hakkında beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişilerin tazminat istemleri, artık ağır ceza mahkemesinde açılacak dava yoluyla değil, Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tazminat Komisyonu’na yapılacak başvuru yoluyla incelenmektedir. Koruma tedbirinin kanuna aykırı biçimde uygulandığı diğer hâllerde ise yetkili merci ağır ceza mahkemesidir. Ağır ceza mahkemesine yapılan ancak Komisyon’un görev alanına giren istemler Komisyon’a gönderilir ve bu hâlde ilk istem tarihi esas alınır; yine de doğru merciin baştan belirlenmesi süreç açısından önemlidir.
Tazminat istemi, kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde ileri sürülmelidir. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir; kaçırılması hâlinde talep esasa girilmeksizin reddedilir.
Aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanmama
Beraat kararı kesinleştikten sonra aynı fiil nedeniyle aynı kişi hakkında yeniden kamu davası açılamaz. Buna rağmen dava açılması hâlinde mahkeme davanın reddine karar verir.
Beraat Kararı Ne Zaman Kesinleşir?
Beraat kararı verildiği anda kesinleşmez. Karara karşı Cumhuriyet savcısı, katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış veya reddedilmiş olmakla birlikte katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görenler istinaf yoluna başvurabilir. Beraat eden sanığın da, kararın gerekçesinin düzeltilmesinde hukuki yararı bulunduğu hâllerde başvuru hakkı vardır.
İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek veya zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir. Sürenin başlangıcı bakımından gerekçeli kararın tebliği esas alındığından, yalnızca kısa kararın açıklandığı duruşma tarihi tek başına süreyi başlatmaz.
İstinaf incelemesi sonunda bölge adliye mahkemesi beraat kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir ve hüküm kesinleşir. Aksi hâlde kararı kaldırarak yeniden yargılama yapabilir. Kesinleşme tarihi, hem yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin tahsili hem de tazminat başvurusuna ilişkin sürelerin işlemeye başlaması bakımından belirleyicidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Beraat etmek “aklanmak” anlamına gelir mi?
Hukuki sonuç itibarıyla evet. Beraat kararı ile kişi hakkında ceza verilmez, adli sicil kaydı oluşmaz ve aynı fiil nedeniyle yeniden yargılanamaz. Bununla birlikte kanunda yer alan terim beraattir; mahkeme kararlarında “aklanma” ifadesinin kullanılması doğru değildir.
- Beraat kararı sabıka kaydına işler mi?
Hayır. Adli sicile yalnızca kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri kaydedildiğinden beraat kararı adli sicil belgesinde görünmez. Soruşturma ve kovuşturma kayıtları adli makamların sistemlerinde tutulmakla birlikte bunlar adli sicil kaydı niteliğinde değildir.
- Beraat kararına savcılık veya şikâyetçi itiraz edebilir mi?
Evet. Cumhuriyet savcısı ile katılan sıfatını almış olanlar ve katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görenler istinaf yoluna başvurabilir. Başvuru süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süre içinde başvuru yapılmazsa karar kesinleşir.
- “Delil yetersizliğinden beraat” ile “suçu işlemediği sabit olduğu için beraat” arasında fark var mıdır?
Ceza sorumluluğu bakımından ikisi de aynı sonucu doğurur ve her iki hâlde de aynı fiilden yeniden yargılama yapılamaz. Fark, kararın maddi olaya ilişkin tespitindedir: birinci hâlde deliller mahkûmiyet için yeterli görülmemiş, ikinci hâlde ise kişinin fiili işlemediği olumlu biçimde ortaya konmuştur. Bu ayrım, itibarın korunması ve olayla bağlantılı diğer hukuki süreçler bakımından önem taşıyabilir.
- Tutuklu kalan bir kişi beraat ederse tazminat alabilir mi? Nereye başvurulur?
Evet, uğranılan maddi ve manevi zararların tazmini Devletten istenebilir. Kanuna uygun biçimde yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra beraat eden kişiler bakımından başvuru, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonu’na yapılır. Koruma tedbirinin kanuna aykırı uygulandığı hâllerde ise ağır ceza mahkemesi yetkilidir. Başvuru, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılmalıdır.
- Beraat hâlinde avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini kim öder?
Beraat eden kişi yalnızca kendi kusurundan doğan giderlerden sorumludur; diğer yargılama giderleri Hazine üzerinde bırakılır. Sanık kendisini avukatla temsil ettirmişse, yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu ücret sanığa değil vekiline ödenir ve karar kesinleştikten sonra Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla talep edilir. Avukat ile müvekkil arasındaki sözleşmeye dayanan ücret ise bundan ayrıdır ve Hazineden istenemez.
- Beraat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması arasındaki fark nedir?
Beraat kararında suçun sabit olmadığı ya da fiilin suç oluşturmadığı tespit edilir. HAGB kararında ise suçun sabit olduğu kabul edilerek ceza belirlenir, yalnızca hükmün açıklanması geri bırakılır ve kişi denetim süresine tabi tutulur. Bu nedenle HAGB, beraat gibi bir aklanma sonucu doğurmaz. Beraat verilmesi gereken bir dosyada HAGB kararı verilmesi hukuka aykırıdır.
- Zamanaşımı dolduğunda mahkeme düşme mi, beraat mi vermelidir?
Kural olarak dava zamanaşımının dolması düşme sebebidir. Ancak dosyada beraat verilmesini gerektiren bir durum açıkça mevcutsa, örneğin fiil kanunda suç olarak tanımlanmamışsa, mahkeme düşme yerine beraat kararı vermek zorundadır. Delil yetersizliğinin bu kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise uygulamada tartışmalı olup somut dosyanın delil durumuna göre sonuç değişebilmektedir.
- El konulan telefon, araç veya para beraat sonrası iade edilir mi?
Beraat hâlinde kural olarak müsadere kararı verilemez ve delil olarak saklanmasını gerektiren bir durum kalmadığında el konulan eşyanın sahibine iadesine karar verilir. İade hususunun hüküm fıkrasında açıkça yer alması, sonraki aşamada yaşanabilecek gecikmeleri önlemesi bakımından önemlidir.
İstanbul Hukuk Bürosu Olarak Yanınızdayız
Beraat kararı, çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkan bir sonuç değil; delillerin doğru değerlendirilmesi, hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması, lehe olan araştırmaların zamanında talep edilmesi ve savunmanın doğru hukuki zemine oturtulmasıyla elde edilen bir neticedir. Beraat sebebinin doğru bende dayandırılması, derhal beraat verilmesi gereken hâllerde düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesinin önüne geçilmesi ve karar sonrasında tazminat, gider ve iade taleplerinin süresinde ileri sürülmesi de aynı ölçüde önem taşır.
Bu nedenle ceza yargılamasının her aşamasında; soruşturma evresindeki ifade ve sorgudan itibaren ceza hukuku alanında deneyimli bir avukatla süreci yürütmek, telafisi güç hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
Hakkınızdaki soruşturma veya ceza davasına ilişkin hukuki yolları öğrenmek, dosyanızı inceletmek ve sürecinizi güvenle yürütmek için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
