İnternetten ve Sosyal Medyadan Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu: Cezası ve Yapılması Gerekenler (2026)
Mahrem bir fotoğrafınızın tanımadığınız bir hesapta yayımlandığını, özel bir yazışmanızın ekran görüntüsünün gruplara düştüğünü ya da yüzünüzün yapay zekâ ile hiç bulunmadığınız bir videoya yerleştirildiğini fark etmek, bugün en yaygın mağduriyetlerden biri hâline geldi. Buradaki en büyük sorun, mağdurun ne yapacağını bilememesi ve panikle ilk saatleri kaybetmesidir. Oysa ilk 24-48 saat, hem içeriğin yayılmasının durdurulması hem de delillerin kaybolmadan tespiti bakımından belirleyicidir.
Bu rehberde; suçun ne olduğunu, 2026 itibarıyla öngörülen cezaları, hangi eylemin hangi suçu oluşturduğunu, içeriğin nasıl kaldırılacağını, tazminat yollarını, deepfake içeriklerde hukuki durumu ve hakkında şikâyette bulunulan kişinin ne yapması gerektiğini adım adım ele alıyoruz.
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir? (TCK m. 134)
Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesi, kişinin herkese açık olmayan yaşam alanını koruma altına alır. Bu alan konutun içiyle sınırlı değildir; sağlık durumu, cinsel yaşam, aile ilişkileri, mali durum, inanç ve özel iletişim de bu kapsamdadır. Belirleyici ölçüt, kişinin o ortamda makul bir “gizlilik beklentisi” taşıyıp taşımadığıdır.
Madde iki ayrı fiili cezalandırır. Birinci fıkra özel hayat alanına yapılan müdahaleyi (gizlice gözetleme, izinsiz görüntü veya ses kaydı alma), ikinci fıkra ise bu görüntü veya seslerin başkalarına ulaştırılmasını, yani ifşasını suç sayar. Kritik nokta şudur: içeriğin rızayla elde edilmiş olması, sonradan izinsiz paylaşılmasını hukuka uygun hâle getirmez. İlişki sırasında karşılıklı rızayla çekilmiş bir görüntünün ayrılıktan sonra paylaşılması, uygulamada en sık karşılaşılan ifşa hâlidir ve ayrı bir suç oluşturur. Suçun oluşması için mağdurun somut bir zarara uğraması da gerekmez; gizlilik alanına yönelen hukuka aykırı müdahale tek başına yeterlidir.
Hangi Eylem Hangi Suçu Oluşturur?
Uygulamada aynı olay birden fazla suçu birlikte oluşturabilir. Örneğin; gizlice kaydedilen bir görüntünün sosyal medyada yayımlanması, hem kayıt hem ifşa fiillerini içerir ve failin her iki fiilden ayrı ayrı cezalandırılması gündeme gelir. En sık karşılaşılan eylemleri, bu eylemlere karşılık gelen kanun maddelerini ve öngörülen cezaları şu şekilde özetleyebiliriz:
- Özel yaşam alanını gizlice gözetleme ve izinsiz izleme: Bu eylem, “Özel hayatın gizliliğini ihlal” (TCK m. 134/1, 1. cümle) suçunu oluşturur ve fail hakkında 1 ila 3 yıl arasında hapis cezası öngörülür.
- Özel hayata ilişkin görüntü veya ses kaydı alma: TCK m. 134/1’in 2. cümlesi uyarınca, gizliliğin görüntü veya ses kaydı alınarak ihlal edilmesi durumunda verilecek ceza bir kat artırılarak 2 ila 6 yıl arasında hapis cezası uygulanır.
- Gizlice kaydedilen görüntü veya sesleri paylaşma (ifşa etme): Bu eylem TCK m. 134/2 kapsamında ayrı bir suç olarak değerlendirilir ve 2 ila 5 yıl arasında hapis cezası öngörülür.
- Karşı tarafla yapılan yazışmayı rızası olmadan alenen paylaşma: “Haberleşmenin gizliliğini ihlal” (TCK m. 132/3) suçunu oluşturan bu fiilin cezası 2 ila 5 yıl hapistir.
- Başkalarının yazışmasını izinsiz okuma ve ifşa etme: TCK m. 132/1 ve 132/2 maddeleri uyarınca; başkalarının haberleşme içeriklerini izinsiz okumanın cezası 1 ila 3 yıl, bu içerikleri ifşa etmenin cezası ise 2 ila 5 yıl hapistir.
- Aleni olmayan bir konuşmayı gizlice kaydetme: “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması” (TCK m. 133/1) suçunu oluşturan bu eylemin cezası 2 ila 5 yıl hapis olarak belirlenmiştir.
- Fotoğraf, ses veya kimlik verisini hukuka aykırı yayma: Kişiye ait bu tür verilerin izinsiz paylaşılması “Kişisel verileri hukuka aykırı verme veya yayma” (TCK m. 136) suçu kapsamında değerlendirilir ve 2 ila 4 yıl arası hapis cezası gerektirir.
Tüm bu eylemlerin yanı sıra; paylaşılan veya ifşa edilen içerik hakaret niteliği taşıyorsa hakaret suçu (TCK m. 125), para veya menfaat karşılığında bu içerikleri “yayınlarım” şeklinde bir tehdit söz konusuysa şantaj suçu (TCK m. 107) ayrıca gündeme gelecektir.
Uygulamada En Sık Karşılaşılan Beş Senaryo
1. Eski eş veya sevgili tarafından mahrem görüntü paylaşılması
Görüntünün ilişki sırasında rızayla çekilmiş olması failin lehine bir sonuç doğurmaz. Rıza, yalnızca kaydın alınmasına ilişkindir; paylaşıma ilişkin ayrı bir rıza yoksa fiil TCK m. 134/2 kapsamında ifşa suçunu oluşturur. Görüntünün kapalı bir gruba ya da tek bir kişiye gönderilmesi de ifşa sayılır; “herkese açık paylaşmadım” savunması suçu ortadan kaldırmaz.
2. WhatsApp yazışmasının veya ekran görüntüsünün paylaşılması
Burada iki farklı durum ayrılır. Sizin taraf olmadığınız bir yazışmayı okumanız ya da yaymanız TCK m. 132/1-2 kapsamındadır. Buna karşılık, kendinizle yapılan bir yazışmayı karşı tarafın rızası olmadan alenen paylaşmanız da suçtur ve TCK m. 132/3 uyarınca cezalandırılır. Yani “bana yazdı, benim yazışmam” savunması tek başına yeterli değildir. Yazışmanın içeriği özel hayata dair mahrem bilgiler barındırıyorsa TCK m. 134 de birlikte değerlendirilir.
3. Gizli kamera veya ses kaydının sosyal medyada yayımlanması
Aleni olmayan bir konuşmayı bir aletle dinlemek veya kaydetmek TCK m. 133 kapsamında suçtur. Kişinin kendisinin taraf olduğu bir konuşmayı kaydetmesi ise dar bir istisnaya tabidir: kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu ispatlamak amacıyla, kaybolma ihtimali bulunan delili ani gelişen bir durumda muhafaza eden kişinin fiili hukuka uygun sayılabilir. Ancak bu istisna yalnızca kaydı almaya ilişkindir. Aynı kaydın sosyal medyada yayımlanması bambaşka bir fiildir ve ifşa suçunu oluşturur.
4. Eşin telefonunun izinsiz incelenmesi ve boşanma davasında delil sorunu
Evlilik birliği, eşlere birbirinin özel hayatına serbestçe müdahale hakkı vermez. Eşin telefonunu, e-postasını veya sosyal medya hesabını gizlice incelemek TCK m. 134 ve m. 132 kapsamında suç oluşturabilir. Bu fiil ayrıca ciddi bir usul sorunu doğurur: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkemece dikkate alınamaz. Bu nedenle eşin telefonundan alınan ekran görüntüleri boşanma dosyasında çoğu zaman değerlendirme dışı bırakıldığı gibi, karşı tarafa ceza şikâyeti ve manevi tazminat imkânı da verir. Uygulamada dar bir istisna kabul edilmektedir: ortak yaşam alanında, tesadüfen ve başka türlü ispat imkânı bulunmayan bir durumda elde edilen deliller hukuka uygun sayılabilir. Bu ayrım son derece incedir ve mutlaka dosya özelinde değerlendirilmelidir.
5. Site, apartman veya iş yeri kamerası görüntülerinin paylaşılması
Ortak alana yerleştirilen ve varlığı görünür şekilde duyurulmuş kameralarda kural olarak gizlilik beklentisi bulunmadığından suç oluşmaz. Ancak kamera açısının başka bir dairenin kapısına, balkonuna veya iç mekânına yönelmesi hâlinde durum değişir. İş yerlerinde de kameraların çalışanlara önceden bildirilmiş olması gerekir; soyunma odası ve tuvalet gibi mahrem alanlara kamera konulması her hâlde hukuka aykırıdır. Kameranın hukuka uygun olması görüntülerin paylaşılabileceği anlamına da gelmez: bir kaydın “hırsız yakalayalım” amacıyla dahi sosyal medyada yayımlanması, kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması suçunu oluşturabilir.
Yapay Zekâ ile Üretilen Sahte İçerikler (Deepfake) Suç mu?
Hızla artan başvuru türlerinden biri, kişinin yüzünün ya da sesinin yapay zekâ araçlarıyla hiç bulunmadığı bir görüntüye veya konuşmaya yerleştirilmesidir. Bu içerikler çoğu zaman gerçek kayıtlardan daha ağır bir yıkım yaratır; çünkü mağdur, olmayan bir olayı olmadığını ispat etmek zorunda kalır.
2026 itibarıyla Türk hukukunda “deepfake” adıyla düzenlenmiş müstakil bir suç tipi bulunmamaktadır; yapay zekâya ilişkin kanun teklifleri hâlâ TBMM sürecindedir. Ancak bu, ortada bir hukuki boşluk olduğu anlamına gelmez. Aksine tek bir fiil birden çok suçu aynı anda oluşturabilmektedir:
- Kişisel verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme (TCK m. 136): Kişinin fotoğrafının rızası dışında indirilerek üretken bir yapay zekâ uygulamasına yüklenmesi, tek başına bu suçu oluşturabilir. Yüz ve ses, kişiyi doğrudan belirlenebilir kılan kişisel verilerdir. Failin amacının yalnızca “şaka yapmak” olması sonucu değiştirmez.
- İftira (TCK m. 267): Sahte içerik, kişiye işlemediği bir suçu isnat ediyorsa iftira suçu gündeme gelir. Bu suç şikâyete bağlı değildir; savcılık resen soruşturma başlatır.
- Hakaret (TCK m. 125): Mizah veya parodi kisvesi altında üretilse dahi, içerik kişinin onur ve saygınlığını zedeliyorsa hakaret suçu oluşur.
- Müstehcenlik (TCK m. 226): Kişinin yüzünün müstehcen bir içeriğe monte edilmesi hâlinde bu madde değerlendirilir. Mağdurun çocuk olması veya içerikte çocuk görünümlü kişilerin kullanılması hâlinde ceza çok daha ağırdır.
- Şantaj (TCK m. 107) ve nitelikli dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f): Üretilen sahte görüntünün “yayınlarım” tehdidiyle para istenmesinde şantaj; klonlanmış sesle yakınlardan para talep edilmesinde ise bilişim sistemi kullanılarak dolandırıcılık söz konusudur.
Burada dikkat edilmesi gereken teknik bir nokta vardır. TCK m. 134 “özel hayata ilişkin” görüntü veya ses arar. Tamamen sentetik, yani hiç yaşanmamış bir sahnenin üretilmesi hâlinde ortada korunan gerçek bir özel hayat kesiti bulunmadığından bu maddenin uygulanabilirliği tartışmalıdır. Buna karşılık gerçek bir fotoğrafın veya kaydın manipüle edilmesi hâlinde m. 134 doğrudan gündeme gelir. Bu ayrım, şikâyet dilekçesinin hangi maddeler üzerine kurulacağını belirlediği için kritiktir; dilekçenin tek bir maddeye dayandırılması ciddi hak kaybı doğurabilir. Doğru yaklaşım, olası tüm suç tiplerinin birlikte ileri sürülmesi ve nitelendirmenin takdirinin savcılığa bırakılmasıdır.
İlk 48 Saatte Ne Yapmalısınız? Delil Tespiti
İçeriğin kaldırılması, delilin de kaybolması anlamına gelir. Bu nedenle kaldırma talebinden önce delil tespiti yapılmalıdır:
- İçeriği silmeyin, paylaşan kişiyle tartışmaya girmeyin ve hesabı engellemeden önce delilleri toplayın.
- İçeriğin tam adresini (Link), paylaşan hesabın kullanıcı adını ve profil bağlantısını, paylaşım tarih ve saatini kaydedin. Altındaki yorumları, gelen tehdit veya şantaj mesajlarını ve içeriğin başka hesaplardaki kopyalarını da kayıt altına alın.
- Yalnızca ekran görüntüsüyle yetinmeyin; ekran görüntüsü kolayca değiştirilebildiğinden itiraz hâlinde ispat gücü zayıf kalabilir.
- En güçlü yol, noter aracılığıyla internet sitesi tespiti yaptırmak ya da Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400 ve devamı uyarınca mahkemeden delil tespiti talep etmektir. Böylece içeriğin belirli bir tarihte, belirli bir adreste yayımlandığı resmî olarak sabitlenir.
- Hesap anonimse çaresiz değilsiniz. Şikâyet üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, platform ve erişim sağlayıcılar nezdinde IP ve abone bilgisi tespiti yapılmasını talep edebilir.
İçerik Nasıl Kaldırılır? BTK’ya Başvuru ve Erişimin Engellenmesi
Ceza soruşturması aylarca sürebilirken, içeriğin yayılması saatler içinde telafisi imkânsız hâle gelebilir. Bu nedenle ceza şikâyetiyle eş zamanlı olarak idari yol işletilmelidir.
5651 sayılı Kanun’un 9/A maddesi, özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişilere Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) doğrudan başvurma imkânı tanır. Başvuru bizzat veya avukat aracılığıyla, e-Devlet üzerinden yapılabilir. Başvuruda yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayan belgeler bulunmalıdır; eksiklik hâlinde talep işleme konulmaz.
Kurum Başkanı tarafından verilen erişimin engellenmesi kararı Erişim Sağlayıcıları Birliği’ne gönderilir ve en geç dört saat içinde uygulanır. Burada çoğu zaman gözden kaçan kritik bir süre vardır: talepte bulunan kişinin, talep tarihinden itibaren yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine başvurması zorunludur; aksi hâlde tedbir kendiliğinden ortadan kalkar. Hâkim kararını kırk sekiz saat içinde açıklar.
Kişilik haklarının ihlalinde ise 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca doğrudan sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Erişimin engellenmesi kural olarak URL bazlı uygulandığından, içerik başka bir adreste yeniden yayımlanırsa her yeni adres için ayrı talepte bulunulması gerekir; bu nedenle takip sürecin bir parçasıdır. Arama motoru sonuçlarından çıkarılma, yani unutulma hakkı kapsamındaki talepler de bu mekanizma üzerinden yürütülebilmektedir.
Tazminat ve Kişisel Veri Yolları
Ceza soruşturması uğradığınız zararı gidermez. Faile ceza verilmesi ayrı, zararınızın tazmini ayrı bir süreçtir ve ikisi birlikte yürütülmelidir.
Türk Medeni Kanunu m. 24 ve 25 uyarınca kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişi; saldırının önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini ve etkisi devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini talep edebilir. Buna ek olarak Türk Borçlar Kanunu m. 58 uyarınca manevi tazminat, gelir veya iş kaybı gibi somut zararlar varsa maddi tazminat istenebilir. Bu davalar asliye hukuk mahkemesinde açılır. Manevi tazminat belirlenirken içeriğin yayılma düzeyi, görüntülenme sayısı, mağdurun sosyal çevresinde yarattığı etki ve failin kusurunun ağırlığı dikkate alınır.
Paylaşımı yapan bir kurum, işveren, site yönetimi veya ticari bir hesapsa 6698 sayılı Kanun yolu da işletilebilir: önce veri sorumlusuna yazılı başvuru yapılır, otuz gün içinde sonuç alınamazsa Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyette bulunulur. Tamamen kişisel ve ailevi faaliyet kapsamındaki paylaşımlar kanunun istisnaları arasında yer aldığından, bireyler arası olaylarda bu yolun sonuç verip vermeyeceği somut olaya göre değerlendirilmelidir. Tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru da mümkündür.
Şikâyet Süresi, Uzlaştırma ve Yargılama Süreci
- Şikâyet süresi: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiğiniz tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre kaçırıldığında dava açılamaz. İnternette yayımlanan içeriklerde sürenin ne zaman başladığı tartışmalı olabildiğinden, öğrenme tarihinin belgelenmesi önemlidir.
- Uzlaştırma: Şikâyete bağlı bir suç olduğundan dosya, soruşturma aşamasında uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma sağlanırsa dosya kapanır. Bu aşamada verilecek karar dikkatle değerlendirilmelidir; içeriğin kaldırılması ve bir daha paylaşılmaması gibi koşullar uzlaşma metnine yazdırılabilir.
- Görevli ve yetkili mahkeme: Yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır. Yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
- Hapis cezası ertelenir mi? Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ise, TCK m. 51 uyarınca cezanın ertelenmesi ya da CMK m. 231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gündeme gelebilir. HAGB kurumu, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş olup yürürlüktedir. Buna karşılık ifşa fiilinde alt sınırın iki yıl olması ve nitelikli hâllerde cezanın artması, bu imkânları çoğu zaman devre dışı bırakır.
Hakkınızda Şikâyette Bulunulduysa Ne Yapmalısınız?
Bu suçlamayla karşılaşan kişilerin en sık yaptığı hata, “nasılsa küçük bir şey” düşüncesiyle avukatsız ifade vermektir. Oysa soruşturma aşamasında verilen beyan, dosyanın tüm seyrini belirler.
Savunmada değerlendirilebilecek başlıca noktalar; mağdurun somut olayda gerçek bir gizlilik beklentisinin bulunup bulunmadığı, görüntü veya sesin özel hayat kapsamına girip girmediği, rızanın varlığı ve kapsamı, paylaşımın aleniyet unsurunu taşıyıp taşımadığı, hesabın gerçekten şüpheli tarafından kullanılıp kullanılmadığı, delilin hukuka aykırı yolla elde edilip edilmediği ve şikâyet süresinin geçip geçmediğidir. İçeriğin kendiliğinden kaldırılması ve zararın giderilmesi de uzlaştırma ile cezanın bireyselleştirilmesi aşamalarında lehe sonuç doğurabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda şikâyet süresi ne kadardır?
Şikâyet süresi altı aydır ve fiili ve failin kimliğini öğrendiğiniz tarihten itibaren işlemeye başlar. İçerik hâlâ yayında ise ve yeniden paylaşımlar sürüyorsa, her yeni paylaşım bakımından ayrı bir değerlendirme yapılması gerekebilir. Sürenin kaçırılması dava hakkının düşmesine yol açtığından gecikilmemelidir.
Sosyal medyada herkese açık paylaşılan bir fotoğrafı kaydedip başkasına göndermek suç mudur?
Kişinin kendi isteğiyle herkese açık şekilde paylaştığı bir fotoğrafın görüntülenmesi kural olarak suç değildir. Ancak bu fotoğrafın bağlamından koparılarak, kişiyi küçük düşürücü bir içerikle birlikte veya montajlanarak yayılması hâlinde hakaret ve kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması suçları gündeme gelebilir.
Eşimin telefonundan aldığım mesajları boşanma davasında delil olarak kullanabilir miyim?
Kural olarak hayır. Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller mahkemece dikkate alınamaz ve bu davranış aleyhinize ceza şikâyetine yol açabilir. Ortak yaşam alanında tesadüfen elde edilen ve başka türlü ispat imkânı bulunmayan deliller bakımından dar bir istisna kabul edilmekle birlikte, bu ayrım oldukça teknik olduğundan mutlaka dava öncesinde hukuki değerlendirme alınmalıdır. Bu sorunun cevabı somut olaya göre değişkenlik gösterebilir.
Ekran görüntüsü tek başına delil sayılır mı?
Ekran görüntüsü delil olarak sunulabilir; ancak kolaylıkla değiştirilebildiği için itiraz edilmesi hâlinde ispat gücü zayıf kalabilir. Bu nedenle noter tespiti veya mahkeme aracılığıyla delil tespiti yaptırılması, dosyanızı çok daha güçlü hâle getirir.
İçeriği paylaşan kişi sonradan sildiyse yine de şikâyetçi olabilir miyim?
Evet. Suç, içeriğin paylaşıldığı anda tamamlanmış olur; sonradan silinmesi suçu ortadan kaldırmaz. Silme işlemi yalnızca uzlaştırma ve cezanın belirlenmesi aşamalarında failin lehine bir unsur olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle içeriği fark ettiğiniz anda delil tespiti yapmanız büyük önem taşır.
Kendi kapıma güvenlik kamerası taktırmam suç oluşturur mu?
Kameranın yalnızca kendi kapınızı ve girişinizi görecek şekilde konumlandırılması kural olarak hukuka uygundur. Ancak açının komşunuzun kapısını, penceresini veya iç mekânını kapsaması hâlinde özel hayatın gizliliğinin ihlali gündeme gelir. Kaydın üçüncü kişilerle paylaşılması ise her hâlükârda ayrı bir sorumluluk doğurur.
Paylaşımı yapan hesap anonimse veya fail yurt dışındaysa ne yapılabilir?
Anonim hesaplarda şikâyet üzerine savcılık tarafından IP ve abone bilgisi tespiti talep edilebilir. Failin tespit edilemediği durumlarda dahi içeriğin kaldırılmasına ve erişimin engellenmesine yönelik idari ve yargısal yollar bağımsız olarak işletilebilir; bu nedenle failin bilinmemesi süreci başlatmaya engel değildir.
Özlem Akşahin Hukuk Bürosu Olarak Yanınızdayız
İnternet ve sosyal medya üzerinden işlenen bu suçlar, dışarıdan tek bir şikâyet dilekçesiyle çözülecek dosyalar gibi görünse de gerçekte üç ayrı sürecin eş zamanlı ve doğru sırayla yürütülmesini gerektirir: delillerin kaybolmadan hukuken geçerli biçimde tespiti, içeriğin en kısa sürede erişime kapatılması ve ceza ile tazminat süreçlerinin birlikte planlanması. Bu adımlardan birinin atlanması, hem içeriğin yayılmasına hem de dosyanın delilsiz kalmasına yol açar.
Büromuz, bilişim hukuku ve kişisel verilerin korunması alanındaki deneyimiyle; delil tespiti, BTK ve sulh ceza hâkimliği nezdinde içerik kaldırma başvuruları, ceza şikâyetinin doğru suç tipleri üzerine kurgulanması, maddi ve manevi tazminat davaları ile hakkında şikâyette bulunulan kişilerin savunmasının hazırlanması süreçlerinde yanınızdadır. Dosyanızın durumunuza özel değerlendirilmesi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
